Türkiye’de açılan boşanma davalarının büyük çoğunluğu, tek bir maddeye, TMK m.166’ya dayanır. Bu makalede evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) sebebinin dört fıkrasını, kusur ve hakkın kötüye kullanılması istisnasını, çok az bilinen “reddedilen davadan sonra boşanma” yolunu ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin evlilik birliğini sarsan davranışlara ilişkin güncel kararlarını inceliyoruz.

Giriş: Türkiye’de En Çok Açılan Boşanma Davası Türü

Türk Medeni Kanunu’nda beş özel (mutlak) boşanma sebebinin yanında, uygulamada asıl ağırlığı taşıyan tek bir genel sebep vardır: evlilik birliğinin temelinden sarsılması. Zina, terk veya akıl hastalığı gibi özel sebeplerin aksine, bu genel sebep kanunda tek tek sayılmamış; hemen her türlü olay ve davranışın değerlendirilmesine izin veren esnek bir çerçeve sunmuştur. Bu esneklik, aynı zamanda madde etrafında en çok soru işareti doğuran noktadır: hangi davranışlar evlilik birliğini gerçekten sarsar, kusur nasıl belirlenir ve dava reddedilirse boşanma yolu tamamen kapanır mı? Bu makalede TMK m.166’yı fıkra fıkra, kanun metni ve güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte ele alıyoruz.

TMK Madde 166: Tam Metin ve Sistematiği

TMK m.166/1 — “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”

TMK m.166/2 — “Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

TMK m.166/3 — “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.”

TMK m.166/4 — “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”

Bu dört fıkra, aslında birbirinden farklı dört ayrı boşanma yolu sunar: çekişmeli genel boşanma (fıkra 1), kusur itirazı ve bu itirazın sınırı (fıkra 2), anlaşmalı boşanma (fıkra 3) ve reddedilen bir davadan sonra açılabilecek ikinci bir boşanma davası (fıkra 4).

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Ortak Hayat Neden Çekilmez Hâle Gelmelidir?

TMK m.166/1’e dayalı bir boşanma davasının kabul edilebilmesi için, evlilik birliğinin nesnel olarak (objektif) sarsılmış olması yetmez; bu sarsılmanın taraflar bakımından ortak hayatı sürdürmelerini beklenemez kılacak yoğunlukta olması (sübjektif unsur) da aranır. Hâkim, sunulan delilleri bir bütün olarak değerlendirerek, evlilik birliğinin somut olayda gerçekten çekilmez hâle gelip gelmediğine karar verir. Bu, özel boşanma sebeplerinden temel farkıdır: özel sebeplerde (örneğin zina) ispat başlı başına yeterliyken, m.166 kapsamında hâkim ayrıca bir değerlendirme yapar.

Kusur ve Hakkın Kötüye Kullanılması İstisnası

TMK m.166/2, ilk bakışta kusurlu tarafın dava açmasını zorlaştıran bir kural gibi görünür: davacının kusuru davalıdan daha ağırsa, davalı bu davaya itiraz edebilir. Ancak kanun, bu itiraz hakkını da sınırlandırmıştır. İtirazın “hakkın kötüye kullanılması” niteliğinde olduğu ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararın kalmadığı durumlarda, hâkim yine de boşanmaya karar verebilir.

Uygulamada bu istisna sıkça uygulama alanı bulur: örneğin taraflar fiilen uzun süredir ayrı yaşıyorsa, aralarında artık hiçbir duygusal veya pratik bağ kalmamışsa, davalının salt “ben boşanmak istemiyorum” itirazı, evlilik birliğinin yapay biçimde sürdürülmesinden başka bir sonuç doğurmayacağından hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.

Anlaşmalı Boşanma: En Hızlı Sonuçlanan Yol (TMK m.166/3)

Uygulamada en çok tercih edilen ve en hızlı sonuçlanan boşanma türü, anlaşmalı boşanmadır. Kanun, belirli şartların varlığı hâlinde evlilik birliğinin sarsıldığının kanunen var sayılmasını (karine) öngörmüştür.

  • Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir.
  • Eşler ya birlikte başvurmalı ya da bir eş diğerinin açtığı davayı kabul etmelidir.
  • Hâkim, tarafları mutlaka bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığından emin olmalıdır.
  • Boşanmanın malî sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) ve varsa çocukların velayeti/kişisel ilişki düzenlemesi konusunda taraflarca hazırlanan protokolün hâkim tarafından uygun bulunması gerekir.

Bu şartlardan biri eksikse (örneğin evlilik bir yılını doldurmamışsa veya hâkim protokolü uygun bulmazsa), dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanamaz ve çekişmeli boşanmaya dönüşebilir.

Az Bilinen Ama Kritik Bir Yol: Reddedilen Davadan Sonra Boşanma (TMK m.166/4)

Kamuoyunda sıkça “üç yıl ayrı yaşayan çiftler otomatik boşanabilir” şeklinde yanlış bilinen bir konu vardır; oysa Türk hukukunda böyle bir kural yoktur. TMK m.166/4’ün öngördüğü gerçek mekanizma farklıdır ve daha az bilinir: bir eşin açtığı boşanma davası (hangi sebebe dayanırsa dayansın) reddedilir ve bu ret kararı kesinleşirse, kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl geçtiği hâlde taraflar arasında ortak hayat hiçbir şekilde yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği kanunen temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden biri bu duruma dayanarak yeniden dava açtığında boşanmaya karar verilir.

Bu düzenlemenin pratik önemi büyüktür: ilk davası kusur veya delil yetersizliği nedeniyle reddedilen bir eş, umutsuzluğa kapılmamalıdır; ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl sonra, ortak hayatın fiilen kurulmadığını göstererek yeniden dava açabilir ve bu ikinci davada hâkimin takdir yetkisi ilk davaya kıyasla çok daha sınırlıdır.

Evlilik Birliğini Sarsan Hâller: Yargıtay’ın Kabul Ettiği Örnekler

TMK m.166 kapsamında sınırlı bir sayım bulunmadığından, hangi davranışların evlilik birliğini sarstığı büyük ölçüde Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Uygulamada kusur ve sarsılma sebebi olarak kabul edilen başlıca hâller şunlardır:

  • Sadakatsizlik şüphesi uyandıran ve zina boyutuna varmayan güven sarsıcı davranışlar (samimi mesajlaşmalar, gizli buluşmalar gibi)
  • Fiziksel şiddet ve eşi konuttan kovma
  • Eşi başkalarının yanında küçük düşürücü sözlerle aşağılamak
  • Eşe yönelik “seni sevmiyorum, sevgim bitti” gibi evlilik birliğini açıkça reddeden sözler
  • Ekonomik şiddet (eşin parasına el konulması, hesapsız harcama yaptırılması, geçim sıkıntısı yaratılması)
  • Kayınvalide veya kayınpederin evin düzenine sürekli ve haksız biçimde müdahale etmesi ve eşin bu müdahaleye karşı diğerini savunmaması
  • Alkol, kumar veya uyuşturucu bağımlılığı
  • Eşler arasında uzun süreli iletişimsizlik ve ilgisizlik

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/5976, K.2026/658, T.20.01.2026 — Eşine karşı başkalarının yanında “ben çocuk avutuyorum, çocuğa biz bakıyoruz” diyerek onu küçük düşüren ve ayrıca “eşimi sevmiyorum, sevgim bitti” sözlerini sarf eden tarafın bu davranışlarının, evlilik birliğini temelinden sarsan ağır bir kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu ifadeleri yeterince kusur olarak değerlendirmemesi bozma sebebi sayılmıştır.

Bu karar, sözlü davranışların da fiziksel şiddet kadar ağır bir kusur unsuru sayılabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

İspat: Tanıkla İspat Serbestisi

TMK m.166 kapsamındaki genel boşanma sebebinde, zina davasından farklı olarak, ispat konusunda özel bir sınırlama yoktur; taraflar iddialarını tanık beyanı, yazışmalar, fotoğraf ve video kayıtları, mesaj dökümleri gibi her türlü delille ispat edebilir. Ancak burada da delilin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması önemlidir; örneğin diğer eşin bilgisi dışında ortak yaşam alanına gizlice yerleştirilen kayıt cihazlarından elde edilen deliller, kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle hukuka aykırı sayılıp değerlendirme dışı bırakılabilir.

Boşanmayla Birlikte İleri Sürülebilecek Talepler

Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle açılan davada, boşanmanın yanı sıra genellikle şu talepler de ileri sürülür:

  • Tedbir, yoksulluk veya iştirak nafakası (TMK m.169, 175 vd.)
  • Maddi ve manevi tazminat (TMK m.174)
  • Müşterek çocukların velayeti ve kişisel ilişki düzenlemesi
  • Evlilik süresince edinilen malların paylaştırılması (mal rejiminin tasfiyesi)

Bu taleplerin her biri, kusur oranına ve somut olayın özelliklerine göre şekillenir; kusurlu bulunan taraf, kural olarak yoksulluk nafakası talep edemez.

Dava Süreci

  • Görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir.
  • Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
  • Dava dilekçesinde dayanılan olaylar somut biçimde anlatılmalı ve varsa deliller (tanık listesi, yazışmalar, kayıtlar) eksiksiz sunulmalıdır.
  • Anlaşmalı boşanmada genellikle tek duruşma yeterliyken, çekişmeli davada tanık dinlenmesi ve bilirkişi incelemesi gibi ek aşamalar söz konusu olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Üç yıl ayrı yaşayan eşler otomatik olarak boşanabilir mi?

Hayır, Türk hukukunda böyle bir kural yoktur. Ancak TMK m.166/4 uyarınca, bir boşanma davasının reddi kesinleştikten sonra bir yıl içinde ortak hayat kurulamazsa, bu durum evlilik birliğinin sarsıldığının kanunen kabul edilmesine ve yeniden açılacak davada boşanmaya karar verilmesine yol açar.

Ben daha kusurluyum ama eşim de boşanmak istemiyorsa ne olur?

Davalı eş itiraz edebilir; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, hâkim yine de boşanmaya karar verebilir.

Anlaşmalı boşanma için evliliğimizin kaç yıl sürmüş olması gerekir?

En az bir yıl sürmüş olması gerekir; bu süre dolmadan anlaşmalı boşanma yoluna gidilemez, ancak çekişmeli boşanma davası her zaman açılabilir.

Sözlü hakaret veya küçük düşürücü sözler boşanma sebebi sayılır mı?

Evet. Güncel Yargıtay içtihatları, eşi başkalarının yanında küçük düşüren veya evlilik birliğini açıkça reddeden sözlerin ağır kusur olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.

İlk davam reddedildi, tekrar dava açabilir miyim?

Evet; ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtiği hâlde ortak hayat kurulamamışsa, TMK m.166/4’e dayanarak yeniden dava açabilirsiniz.

Sonuç

TMK m.166, tek bir cümlede toplanmış gibi görünse de, aslında dört farklı boşanma yolunu (çekişmeli genel boşanma, kusur itirazı ve istisnası, anlaşmalı boşanma ve reddedilen davadan sonra boşanma) bir arada barındıran zengin bir hükümdür. Davanın hangi fıkraya dayandığının doğru tespiti, doğru delillerin sunulması ve kusur değerlendirmesinin güncel Yargıtay ölçütlerine uygun biçimde yapılması, hem boşanma kararının hem de buna bağlı nafaka, tazminat ve velayet taleplerinin sonucunu doğrudan belirler. Bu nedenle evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma sürecine girmeden önce bir aile hukuku avukatından destek alınması büyük önem taşır.

Özetle evlilik birliğinin temelinden sarsılması sürecinde doğru hukuki yolun ve sürelerin titizlikle takip edilmesi, hak kaybını önlemek açısından belirleyicidir.

İlgili makaleler: İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası ve Hizmet Tespit Davası.

Yürürlükteki güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut bir olaya ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Aktarılan Yargıtay kararları örnek niteliğinde olup her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir. Güncel mevzuat ve içtihatlar ışığında sağlıklı bir değerlendirme için mutlaka bir avukata danışılmalıdır.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir